Yiğit Kirazcı’dan samimi itiraflar…

0
34

Salı akşamlarının sevilen dizisi Evlilik Hakkında Her Şey’de Yıldırım karakterine hayat veren Yiğit Kirazcı Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda samimi itiraflarda bulundu.

Yeni dizinde aile kavramı öne çıkıyor. Aile sana ne ifade ediyor?

Her şey! Mutlu olduklarında mutlu olduğum, iyi hallerinden kendimi sorumlu hissettiğim insanlar.

İlginç bir yaşam hikâyen var. Doğumunda başlıyor her şey…

Evet. Boynuma kordon dolanıyor doğum sırasında. Astım bronşitle doğmuşum. İki hafta kuvözde kalmışım. Yaşama şansım yüzde 5’miş. 1 aylıkken de annem sütten kesilmiş. Astımım olduğu için beni Kaz Dağları’na anneannemin yanına yollamışlar. İki yıl orada, doğa içinde sevgiyle büyüdüm. 3 yaşımda da İstanbul’a döndüm.

Aslında varlıklı bir ailenin çocuğusun. Ama sonra baban felç geçiriyor. Ve hayatın başka bir yöne evriliyor…

Babam hayat dolu, insanlara mutluluk veren bir adamdır. Türkiye’ye ilk billboard makinelerini getirenlerdendi. Geçirdiği rahatsızlık sonucu şu an vücudunun yüzde 64’ünü kullanamıyor.

Nasıl oldu bu olay?

Filipinler’den bir fuardan dönüyordu. Uçakta bir şeyler içip yatıyor. İki gün bir sorun yok. Sonra sabah bir kalkıyor, sol tarafı çalışmıyor. Kusmaya başlıyor. İki ay yoğun bakımda kaldı.

Sebebi?

Bizim ailede pıhtı atma durumu var. Rahmetli dedem de kalbine pıhtı attığı için vefat etti. Babamın uzun uçuşlarda kalkıp yürümesi ve dolaşımını düzenlemesi gerekiyormuş. Ama bilmediği için yapmıyor.

Bu durum seni nasıl etkiledi?

İlk zamanlar çok zordu, daha 17 yaşımdaydım.

AİLEM REKLAMCI OLMAMI İSTEDİ

Ne öğrendin o süreçte?

Paran olduğunda etrafında olan insanlar, bir bakıyorsun artık yoklar. Düştüğünde, seni kim menfaat için, kim gerçekten seviyor, anlıyorsun.

Yaşadıklarının oyunculuğa başlamanda etkisi oldu mu?

Koç Lisesi’ni bitirdikten sonra para kazanmak için modellik yapmaya başladım. Ailem reklamcı olmamı istiyordu. Bilgi Üniversite
si’nde reklamcılık okurken bir belgesel izledim ve “Reklamcıyken aslında insanlara yalan mı söylüyoruz” gibi idealist düşüncelere kapıldım. Şimdiki menajerim Tuba Taçan, benim aynı zamanda ilk menajerim. Üniversite bittiğinde ona gidip “Ben oyunculuk yapmak istiyorum, bunun için eğitim almam lazım” dedim. Bana inandı ve okul parasını verdi. Sonra ben ne yaptım? Tuba’dan ayrıldım (gülüyor). Ama çalışıp borcumu da ödedim. Yıllar sonra yeniden yollarımız kesişti.

Oyuncu olmanın sendeki karşılığı nedir?

Çocukluğumu elimde tutmak. Çocukken iki küçük oyuncakla saatlerce oynadığım halimi yaşamak gibi… Zamanın nasıl geçtiğini unuttuğum, kendimden geçtiğim bir alan.

Son 4-5 yıldır ekranda neredeyse ara vermeden devam ediyorsun. Sence bu kadar tercih edilmenin sebebi ne?

30 yaşıma kadar tiyatro eğitimim devam etti. İlk dizimden sonra üniversiteyi bitirdim. Tekrar tiyatro kursuna başladım. Dört sene bir yandan oyunlarda oynarken bir yandan da asistanlık yaptım. Bizim işimiz tavır, bu sebeple davranış bilimi üzerine yoğunlaştım. İnsanlar neden öyle davranır? Bilinçaltı nedir? Okuyup araştırdım. Meditasyon da bana çok yardımcı oldu. Bununla birlikte insanlar beni işlerinde görmeyi daha çok talep etmeye başladı.

Diğer oyuncularla aranda ne fark var?

Şu özelliğimle ayrışıyorum demek bana doğru gelmiyor. Ama bana gelen her rol için bir bakış açışı geliştirmeye çalışıyorum diyebilirim.

Bu bakış açısını nasıl sağlıyorsun?

Hızlı bir zihnim var. Hızlı konuşuyorum, hızlı düşünüyorum. Ama yeni işimde yavaşlamayı anlamaya başladım. Nefesle, dingin yerlere
giderek, aklımın her söylediğini yapmayarak daha yavaş yaşıyorum.

Hiperaktiflik var mı?

Hayır, ama uzun süre odaklanamama gibi bir durumum var. Lisede bir edebiyat sorusunu okurken sonuna geldiğimde başını unuturdum.

Bir rol için ezber yapman gerektiğinde ne yapıyorsun?

Karakter gibi davranmaya başlayıp genel bir tavır oluşturuyorum.  En az 2-3 ay üzerinde çalışıyorum.

YAKIŞIKLILIK BENİM ELİMDE OLAN BİR ŞEY DEĞİL

Şöhret, hikâyenin neresinde?

Şöhret bu işin getirisi. Hayatımın odağı değil. Olursa eyvallah ne güzel, olmazsa da okey yani. Şimdi bu iş tuttu, insanlar sokakta geliyor seninle fotoğraf çektiriyor, bu durum beni gayet mutlu ediyor.

Seninle ilgili şöyle bir yorum okudum: “Alev alev çağırıyor yangınlara. Öyle bir şey var ki çözemediğim, bu adam insanı çılgınlıklara sürüklüyor.” Bu yorumlardan egon nasıl etkileniyor?21

Ateş burcuyum, Aslan. Ondan olabilir (gülüyor). Egon tabii ki okşanıyor ama hayattaki davranışlarım canlandırdığım karakterden farklı. Onların bu yorumları aslında oynadığım karakterlere yönelik. O karakterleri de ben kurguladığıma göre işimi iyi yapmışım diye düşünüyorum.

Öyle bir halin yok mu özelinde?

Yangınlara çağıran mı?

Evet…

Elimde sürekli çakmakla dolaşmıyorum (gülüyor). Yok ya, daha çok esprili biriyimdir ben.

Yakışıklılık ne ifade ediyor sana?

Geçici bir şey bence. İnsanların görüşüdür. Beğenilmek güzel ama merkezimde o yok. Ben kendimi daha çok dengeli, etrafından olumsuz bir şekilde etkilenmeyen biri olarak dizayn etmeye çalıştım. Meditasyonla, okuduğum şeyleri hatırlamakla… Bir de yakışıklılık benim elimde olan bir şey değil. Düzgün besleniyor, spor yapıyorum ama kaşım-gözüm benim seçtiğim ya da çalışıp elde ettiğim şeyler olmadığı için bunlarla gurur da duyamam.

GEREKTİĞİ KADAR ROMANTİĞİM

Nasıl bir âşıksın?

Gerektiği kadar romantiğim. Ama küçük şeyleri sevgiyle yaparım.

Pınar Deniz’le birliktesin. Bu sezon ikinizin de sette olması sizi etkiliyor mu?

Akşamları birbirimize ezber tutup çalışıyoruz. Bazen birbirimizden alan istiyoruz ve evin başka yerlerinde çalışıyoruz. Nasıl oynamamız gerektiği konusunda bol bol sohbet ediyoruz. Gayet eğlenceli bir alışveriş oluyor.

İlişkide her şey oyunculuk üzerine mi kurulu?

Bizim ev öyle değil, Hakan. Beş dakikada bir köpeğimizi öperiz, kedimizi okşarız. Kütüphanemizde bir sürü kitabımız var. Her gün yatmadan kitap okuruz.

BAZEN KONUŞMAM, SADECE İZLERİM

Dışarıdan sana bakınca hem serseri hem cool, bir yandan da çok beyefendi görünüyorsun…�

Tanımlara inanmıyorum. İnsan, kendini tanımladığında, sınır da koyuyor. Ben, hayatla alakalı genel olarak yapmayacağım şeyi biliyorum. Yapacağım şeyler konusunda da sınır tanımıyorum. Kendimi kalıplara koymuyorum.

Arkadaşlarının sende en çok değiştirmek istedikleri özelliğin nedir?

Bazen konuşmam, sadece izlerim. Bir şey sorarlar, sadece bakarım. Ben durdukça onların boşluğa verdiği tepkiyi anlamaya çalışırım. Bunu değiştirmek isterler.

Hayatta en çok neyin peşinde koşarsın?

Huzur, sağlık. Boş bir cevap gibi, ama huzurlu olmak gerçekten çok önemli.

Kaygılı ve endişeli biri misin? Yoksa akışına göre mi yaşarsın?

Akışına göre yaşarım. Kaygı ve endişe hep bir sonraki zamanı bozuyor. Bedenin eski acılarını hatırlıyor. Bu yüzden bir sonraki zamana daha temiz gidebilmek için ‘an’dan yürüyorum.

TEMASSIZ DA AŞK OLUR

‘Evlilik Hakkında Her Şey’ Fox’ta devam ediyor. Karakterin tam 17 yıl birine hiç dokunmadan âşık kalmış. Sence insan onca yıl platonik olarak âşık kalabilir mi? Temas olmadan aşk olur mu?

17 yıl boyunca âşık olunabilir ama platonik şekilde olabilir mi bilmiyorum. Ama bence temas olmadan aşk olur.

Dizide bir boşanma avukatını canlandırıyorsun. Eşler arasındaki yalanları, ihanetleri görüyorsun. Tüm bunlara rağmen evliliğe nasıl bakıyorsun?

İyi bakıyorum (gülüyor). Evlilik güzel bir şey bence. Ama evlenmeden önce kişinin kendiyle iyice bir yüzleşmesi lazım. Oturup şapkanı önüne koyacaksın: “Hayattan ne istiyorsun”, “Hayatın boyunca yanında uyanmasını istediğin, ortak paydada buluştuğun kişi o mu”, “Ne kadar beraber gülüyorsunuz, korkularınız aynı mı?” Evlilik, bu soruları cevapladıktan sonra karar verebileceğin bir şey.

Bir gün evlenme fikrine nasıl bakıyorsun?

İleride düşünüyorum, ama ne zaman olur hiç bilmiyorum.

Dizide bol bol aldatma hikâyelerine şahit oluyoruz. Sen hiç aldattın ya da aldatıldın mı?

Hiç yakalamadım. Aldatılmak, zaten kişinin kendi elinde olan bir şey değil. Başkasının tercihi sizin kontrolünüzde olamaz. O sebeple acaba aldatılıyor muyum diye varsayıp ‘şimdi’yi mahvetmek bana çocukça geliyor.